Kırgınım…

Günlük

Ben kırgınım. Hem de çok kırgınım…

Dünyaya 1981’de geldim. Darbe sonrası sanki lanetli bir kuşak olarak doğmuşum… Çocukluğum, gençliğim ve hâlâ genç sayılırsam şimdiki hayatımın bir muhasebesini yapınca eşittir çizgisinin altında kalan tek şey ‘kırgınlık’ oluyor.

Türkiye’de 28 senede çok şey değişti. Krizlerle, savaşlarla, terörle, bombalarla, AB ile, Kıbrıs’la yatıp kalktık. Suni gündem maddeleri o kadar çabuk değişti ki, bir gün önce olanı ertesi gün unutuverdik. Toplum yozlaşmaya, gençler kandırılmaya, kapitalizm dünyanın tek hakimi olmaya başladı.

Televizyon renklendi, kanallar amip gibi çoğaldı, özel radyolar açıldı, internet ortaya çıktı ama birçok şey de yok oldu. Dünyada statü getiren tek şey de üzerinde ünlü simaların resmi olan kağıt parçası yani para kaldı. Paranın adeta kölesi olduk, yapabileceğimiz her şeyi o belirledi, yapmak zorunda kaldığımız işi, seveceğimiz hatunu, gideceğimiz yerleri, yiyeceğimiz yemeği, hasta olduğumuzda alacağımız ilacı-tedaviyi, alacağımız eğitimi, kendimizi geliştirme şansımızı ve neredeyse nefes alışımızı paraya göre ayarladık.

Ayrıca bizi bizi yapan her şeyden uzaklaşarak, sonradan görme, görgüsüz, özenti ve bilgisiz bir toplum olduk çıktık. Tabi aynı zamanda sapıklığın, hırsızlığın, şerefsizliğin, vurdumduymazlığın, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılığın, adam sendeciliğin, ahlaksızlığın, ciğeri 5 para etmez insanlara yağ çekmeciliğin kısaca kötü olan her şeyin dizboyu olduğu, işsizliğin ve açlığın girdabında bir ülke olduk çıktık. Tabi bunların en fazla yaşandığı yer, dünyanın en büyük köyü olan ah güzel İstanbul oldu.

Böyle bir zamanda ve böyle bir düzende dünyaya gelmiş olduğum için, kimseye güveni olmayan bireyler olmak zorunda bırakıldığımız için, sevgi yerine sevgisizliğin, dostluk yerine düşmanlığın, iyilik yerine kötülüğün, medeniyet yerine bağnazlığın, bilgi yerine cehaletin, saygı yerine paranın getirdiği itibarın, emek yerine sömürülmenin, beyin yerine göğüslerin, yetenek yerine torpilin, kişilik yerine kendini mal gibi pazarlamanın, doğruluk yerine yalanın, duygu yerine sanallığın, ahlak yerine sapıklığın hakim olduğu bir dünyada yaşadığım için, üniversite mezunu ve iki dil öğrenmiş bir birey olarak hâlâ komik paralara çalışmak zorunda kaldığım için, bu ülkede mal mülk sahibi olmanın sayısal lotoyu 6 bilmekten geçtiği için, kapitalist düzen içinde tüm gün mesai yaparak eve gelince pelte gibi kalıp kendime ayıracak en ufak bir vakit bulamadığım için, maaşımızdan ve her türlü harcamamızdan onca vergi kesildiği halde hâlâ hastanelerde tedavi için cebimden hatırı sayılır bir para ödemek zorunda kaldığım için, çok sevdiğim mesleğimi yaparken göz, boyun, bel ve diş sağlığımı kaybetmek zorunda kaldığım için, dünyada verilen sözlerin hiçbirinin tutulmadığı için, insanların değeri ancak kaybedildikten sonra anlaşıldığı için, sırf sevdiğim ve kazanmaya çalıştığım bir insanın bu çabaları hiçe sayarak beni blöf yapmak gibi son derece basit bir şeyle suçladığı için, seni seviyorum demenin artık suç olduğu için, bir insana sevgi göstermekten korkar olduğum için, bu ülkenin insanı sporda, sanatta, bilimde ya da uğraştığı her dalda başarısız olduğu için, benim mesleğimle alakası olmayan insanların gerçek habercilerin ve gazetecilerin yerine geçtiği ve daha çok tercih edildiği için, global krizi bahane edip maaşlara en ufak zam yapılmadığı halde her şeye zam getirildiği için, gelirle gider dengesinin tam olabilmesi için bunun 3-4 katı para kazanmak zorunda kaldığım için, pazarda limon satsam daha çok para kazanacağım için, durup dururken çıkan masraflar artık haddini aştığı için ve hâlâ içimde her şeyin düzeleceğine dair saf bir umut barındırdığım için kırgınım…

Kimse kusura bakmasın…

1 yorum

Bir Yorum Yazın

  • okudum alp, dediim gibi kalemin çok güçlenmiş, çok güzel yazılar yazıosun. kendini- hislerini- duygularını çok dooru biçimde dile getiriosun. ama bu yazında üzüldüm biraz. kırgın olma bu kadar. herşeye raamen bu dünyada yaşamaya değer şeylerde var. sabır. ben inanıyorum bigün gelicek hakettiğin konumda olucaksın, hem özel hayatında hemde iş hayatında.

Cemal Alp Solak

İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri 2004 Mezunu, Eski Gazeteci, blogger, iletişim ve dijital pazarlama uzmanı... PHP ve WordPress sevdiği konular...

Bumerang - Yazarkafe