2006’dan bir yazım

Medya
Dünyaya geldiğim anda, bebektim aynı zamanda, 27 Eylül 2006 İki kapılı bir dünyada, birşeyler yapmaya çalıştım yıllar içinde... Öğrenmeye, öğretmeye... Katkıda bulunmaya... Şuursuz bireyler şuur aşılamaya. İlgisizlere ilgi pompalamaya... Sonra ne mi oldu? Gelin hep beraber çözelim bu davayı...

Dünyaya geldiğim anda, bebektim aynı zamanda,
İki kapılı bir dünyada, birşeyler yapmaya çalıştım yıllar içinde…

Öğrenmeye, öğretmeye… Katkıda bulunmaya… Şuursuz bireyler şuur aşılamaya. İlgisizlere ilgi pompalamaya…

Sonra ne mi oldu? Gelin hep beraber çözelim bu davayı…

Şu an saat kaç? Hemen bakıyorum: 00.39
Tarih: 25 Eylül 2006
Yer: Odam
Silahım: Laptop

Gutenberg’ten beri o kadar çok değişti ki dünyada. Amcamız matbayı buldu, insanoğlu bunu aldı kullandı, kullandı, yazdı okudu, yazdı okudu…

Sonra bir baktı ki, bu bana yetmez daha psikopat birşey üretmeliyim. Amerika’da ARPANET isimli bir ağ çıktı ortaya… Askeri amaçlıydı bu meret. Bir askeri üsse bir şey olursa bilgilerin anında başka bir üsse taşınması için üretilmişti. Birçok icat gibi bu da zaman içinde sivilleşti. Bugünkü internet olarak şeklini aldı. 60’larda başlayan bu serüven 2000’lerin başını yaşadığımız bu yıllarda bir fenomen halini aldı.

Sonra ne mi oldu?  Çok basit. İnsanlık için büyük bir adım olsa da bu gevur icadı, toplumun yavaş yavaş ağzına sıçmaya başladı. Kıçımızı kaldırmaz olduk. Tek bildiğimiz icq sonradan msn başında karşı cinsle yazışmak oldu. Aslında bu bir bilgi deposuydu, ne ararsak bulabiliyorduk içinde.

İstediğimiz şarkının sözleri, videosu, kendisi. İstediğimiz sorunun cevabını, vesaire vesaire…

Ama bunu bu amaçla kullanmak yerine bize karı kız peşinde koşmak daha cazip geldi. Hiç izlemediğimiz pornoları izledik. Bulamayacağımız sapıklıklar intenetle evlerimizin yatak odalarına kadar girdi… Kısaca sapıklaştık…

Ben de 1996 yılından beri internet aleminin içindeyim. Bir o yana, bir bu yana sallansam da bugün herhalde doğru şeyi bulduğumu zannediyorum.

Buradan aşklar buldum, buradan arkadaşlar buldum, dostluklar edindim. Buradan yemek yedim, alışveriş yaptım.

Sonra bir baktım medya camiasındayım. Kurtlar sofrasında Alp Solak. Okumuş etmiş, bu işin eğitimini almış. Kısa sürede o kadar çarpıklık gördüm ki… Haksızlıklara uğradım. Neyse bunlar uzun.

Dedim benim elimde ne var mecra olarak? Gazete, dergi, televizyon eyvallah bunlar elimizden geçti ama bana orada al mikrofonu konuş içinden geldiği gibi kardeşim diyen olmadı ki?

Ben de ne yapayim diye düşündüm? Bir internet sitesi yapayım. Orada hem hobim olan müzikle ilgili birşey olsun hem de insanlara bir şekilde hitap edeyim. Bu düzenle olan kavgamı paylaşiyim.

Benim kavgam var arkadaşlar bu düzenle. Şu an çevremde o kadar çok insan var ki, belirli bir birikimi olan, okumuş etmiş. Ya 3 kuruş maaşa çalışıyorlar ya da işsizler bunlar. Hepsi gencecik, pırıl pırıl. Dediğim gibi kurtlar sofrasında çevrelerinde torpilli ya da dinazor abileri, ablaları arasında kalmış, ezilen, kullanılan, yıpratılan bir gençlik. Bunların tek istediği 4. kuvvet medyada kendilerine yakışan bir yerde, yakışan maaşla bir iş yapmak. Evlenmek, yuva kurmak, çoluk çocuğa karışmak, sevmek sevilmek.

Ama nasıl yapsınlar. 3 kuruş maaşa çalıştırılıp sömürülüyorlar. Haketmeyen insanlara dünyanın parası ödeniyor. O kadar büyük adaletsizlik var ki…

Sizlere televole zihniyeti layik gören bu kuşağın intikamını biz genç iletişimciler alacağız dostlarım. Bu kalitesiz dizilerden, kokuşmuş magazin programlarından sizi kurtaracağız. Yakın gelecekte kaliteli bir medya sizlerle olacak. Yeter ki, biz yılmayalım, bastıralım, sonuna kadar savaşalım. Haberin de, magazinin de, dizinin de kalitelisini ülkemiz insanına yakışanı ekranlarda ve gazete kağıtlarında yerlerini alsın.

O zamana kadar buradan geçirmeye devam edeceğim. Merak etmeyin…

Bir dahaki yazıya kadar hoşça kalın…

Sevgiler,
Cemal Alp Solak (Kochero)

Yorum ekle

Bir Yorum Yazın

Cemal Alp Solak

İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri 2004 Mezunu, Eski Gazeteci, blogger, iletişim ve dijital pazarlama uzmanı... PHP ve WordPress sevdiği konular...

Bumerang - Yazarkafe